15 Kasım 2010 Pazartesi

MEME GÖRÜNTÜLEME RADİSTANBUL 0-216-5218836

MEME HASTALIKLARI
Meme ile ilgili şikayetler ve hastalıklar
sıkça karşılaşılan durumlardır. Meme
kanserinin sıklığı nedeniyle, meme ile ilgili
herhangi bir şikayet, hasta tarafından
tedirginlikle karşılanır. Memesiyle ilgili
yakınması olan kişiler, korkularının
gerçeğe dönüşmesinden endişe ederek
doktora gitmeyi geciktirebilir, hatta
reddedebilir. Bilinmelidir ki, meme
şikayetlerinin ve bulgularının ancak küçük
bir kısmı kanserle ilişkilidir ve böyle bir
durumda, teşhisin erken konulması
önemlidir.
Memesinde o zamana kadar olmayan bir değişiklik fark eden kişi, kendi kendine bir teşhis
koymaya çalışmamalı, konunun uzmanı olan bir doktora başvurmalıdır
Meme ile ilgili sıkça karşılaşılan durumlar; iyi huylu meme kitleleri, meme başı akıntıları,
meme absesi ve meme kanseridir.
İYİ HUYLU KİTLELER
Meme, süt kanalları, bağ dokusu ve meme dokusundan oluşan bir organdır ve bu doğal haliyle
dahi elle muayenede düzensiz gibi gelebilir. Adet döneminden önce ve bazen adet süresince
memelerde hassasiyet, ağrı ve şişkinlik hissedilebilir. Bu, meme dokusunda sıvı toplanmasına
ve vücuttaki hormon seviyelerine bağlıdır ve normaldir. Ancak ele kitle geliyorsa ve bir
dahaki adet dönemine kadar geçmiyorsa en kısa zamanda doktorunuza başvurunuz.
Kitle olarak kendini belli eden iyi huylu meme problemlerinden en sık görülenler şöyle
sıralanabilir:
Kistik hastalık (fibrokistik meme hastalığı), memedeki kitlelerin en sık nedenidir. Bu
kitle ya da kistler, içi sıvı dolu keseciklerdir. Adet döneminden önce büyürler, hassas ve ağrılı
olurlar ve menopozdan sonra genellikle kaybolurlar.
Yağ bezeleri (lipom), genellikle tek ve ağrısız kitlelerdir. Boyutları değişik olabilir.
Lipomlar yağ dokusundan oluşur ve vücudun başka yerlerinde de olabilir.
Fibroadenomlar, sıklıkla gençlerde görülen kitlelerdir. Bu kitleler sert, hareket
ettirilebilen, genellikle oval şekilli ve ağrısızdır.
Papillomlar süt kanalları içinde, küçük, siğil benzeri oluşumlardır. Bunlar meme
başından kanlı akıntıya yol açabilirler. Çoğunlukla ele gelmezler.
Memeleri sıkmak, ezmek ya da kaza gibi travmalar, kan oturmasına ya da yağ
dokusunun düzensizleşmesine yol açabilir. Bunlar da kitle gibi ele gelebilir. Çevreleyen
dokuda kızarıklık ya da morluk olabilir. Travmanın kansere yol açtığına dair bir kanıt yoktur.
MEME BAŞI AKINTISI
Bir çok kadında hayatının bir döneminde, bir memede ya da her ikisinde birden meme başı
akıntısı olabilir. Meme başı akıntılarının çoğu ciddi bir soruna işaret etmez. Birkaç kez olan
renksiz akıntı genellikle normal kabul edilir ve başka bir inceleme gerektirmez. Devam ederse
ya da akıntı miktarı artarsa doktorunuz ileri inceleme isteyebilir.
“Acaba bende de var mı” endişesiyle kadınların kendi meme başlarını sürekli sıkmaları meme
dokusunda travmaya yol açarak akıntılara ve kanamalara yol açabilir. Bu şekilde meme
başınızı sıkmayınız.
Kendiliğinden kanlı meme başı akıntısı olan kadınların çoğunda süt kanallarının içinde iyi
huylu bir kitle saptansa da, bunun iyi huylu olduğunun doğrulanması gerekir. Kanlı meme
başı akıntısı bazen meme kanserinin bir göstergesi olabilir.
MEME ABSESİ
Genellikle emziren kadınlarda olmakla birlikte, her kadında görülebilir. Emziren kadınlarda
emzirme aralıklarının uzamasıyla memede süt birikimi olabilir ve bu iltihaplanabilir; ya da
meme başındaki çatlaklardan bakteriler girerek meme absesine yol açabilir. Abse, memede
hassasiyet, meme dokusunda sertleşme, kızarıklık ve ağrıya yol açar.
KÖTÜ HUYLU KİTLELER (MEME KANSERİ)
Meme kanseri yeteri kadar büyüdüğünde, memede ele gelen bir kitle olarak kendini belli eder.
Ancak, memede ele gelen her kitle kanser olmayıp, bunların %85’i iyi huyludur. Bir kitlenin
kanser olup olmadığının ayırımını, konu ile ilgili uzman doktor yapabilir.
Erken Meme Kanseri: Meme dokusu içinde çok küçük bir tümör ya da ele hiç gelmeyen bir
odak olabilir. Bunun tanısı ancak ultrasonografi, mamografi ve meme MR gibi görüntüleme
yöntemleriyle konulur.
Her ay kendi kendine meme muayenesi yapan, yıllık meme muayenesi için doktoruna giden ve
uygun yaş ve risk gruplarında yıllık mamografi kontrolü yaptıran kadınlarda erken meme
kanserini yakalamak ve tanı koymak daha kolaydır.
İlerlemiş Meme Kanseri: Meme dokusunun dışına, yani koltuk altı lenf bezlerine ya da
vücudun başka yerlerine sıçramış meme kanseridir.
MEME KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ:
Aşağıdaki risk faktörlerinden biri ya da bir kaçı sizde varsa, önerilen muayene ve tetkikleri
aksatmayınız:
Önemli Riskler:
50 yaş ve üzerinde olmak
Anne, kız kardeş veya teyzede meme kanseri olması
Önceden meme kanseri geçirmiş olmak
Diğer Riskler:
Kansere dönüşebilecek meme hastalığının bulunması
Hiç doğum yapmamış olmak
İlk doğumunu 30 yaşından sonra yapmış olmak
İlk adetini 12 yaşından önce görmüş olmak
Menopoza 55 yaşından sonra girmek
Obezite (şişmanlık)
Geçmişte göğüs bölgesine yüksek doz ışın almış olmak
Çok miktarda alkol kullanımı
5 yıldan uzun süren hormon replasman tedavisi (HRT)
MEME HASTALIKLARI TANISINDA KULLANILAN GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ
Mamografi:
Her kadına, 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografi yapılması önerilmektedir.
Yüksek risk grubundaki kadınlarda mamografi taramaları daha erken yaşta başlayabilir.
Mamografi, meme kanseri tesbitinde en iyi metot olmakla birlikte, meme yapısına bağlı
olarak, var olan bir lezyonu göstermekte yetersiz kaldığı durumlar olabilir. Bu nedenle
hastanın kendi muayenesi ve önerilen zamanlarda doktor kontrolü çok önemlidir.
Mamografinin Bir Zararı Var Mıdır?
Mamografi çekimleri sırasında yüksek kalitede görüntü alabilmek ve uygulanan radyasyon
miktarını azaltmak için, meme iki yandan sıkıştırılır. Bazı kadınlar bu sırada ağrı ve
rahatsızlık duyabilirler. Mamografinin, adet döneminin bitiminde ve kafein içeren kahve, çay,
çikolata gibi gıdalardan bir süre uzak kaldıktan sonra çekilmesi, çekim sırasındaki bu
rahatsızlıkları azaltabilir. Memeyi sıkıştırarak çekim yapmak, meme için sakıncalı bir duruma
veya meme dokusunda herhangi bir değişikliğe neden olmaz. Ağrı ve rahatsızlık hissi çekim
biter bitmez ortadan kalkar.
Önerilen aralıklarla yapılan mamografinin meme kanseri riskini artırması söz konusu
değildir.
Meme Ultrasonografisi:
Meme yapısını, muayenede farkedilen anormal alanları ve varsa kitlenin kistik ya da solid
olup olmadığını belirlemek amacıyla kullanılan ve hastaya radyasyon verilmeden uygulanan
bir yöntemdir.
Meme Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG):
Memenin yapısı ve varsa lezyonlar hakkında en detaylı bilgiyi sunan görüntüleme yöntemidir.
Meme yapısı ileri derecede yoğun olan hastalarda, genç hastalarda, meme protezi olan
hastalarda, meme kanser varlığı saptanmış ancak beraberinde başka odakların olup
olmadığının araştırılması gereken durumlarda uygulanmaktadır. Radyasyon kullanılmaması
ve meme dokusunun sıkıştırılmaması hasta açısından kolaylık sağlamaktadır.
Galaktografi (Duktografi):
Meme süt kanallarının içine özellikli maddeler verildikten sonra, mamografi ünitesinde düşük
doz radyasyon kullanılarak görüntü alınmasıdır. Kanalların içinde meme başı akıntısına neden
olabilecek kitle ya da hastalık olup olmadığı araştırılır.
Hangi Sıklıkla Meme Muayenesi Olunmalı?
Her ay kendi kendinizi muayene etmeli ve yılda bir kez meme muayenesi için doktorunuza
başvurmalısınız.
Kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağı bölümün sonunda gösterilmektedir.
Ayrıca sizin için hazırladığımız “Kendi Kendine Muayene Kartı”nızı hastanemizden almayı
unutmayınız.
Memede Kitle Saptandığında Neler Yapılır?
Memedeki kitlelerin bir kısmı elle hissedildiği halde, bir kısmı sadece görüntüleme
yöntemleriyle saptanabilir. Doktorunuz, memedeki bir kitlenin türünü belirlemek amacıyla
biyopsi yapılmasına karar verebilir. Biyopsi, şüphe edilen kitleden iğne ile veya cerrahi
yöntemle çok küçük bir parçanın alınmasıdır. Alınan parça patoloji departmanında incelenir
ve kitlenin türü belirlenir. Biyopsiler çeşitli yollarla yapılabilir:
İnce iğne biyopsisi: Çok ince bir iğne ile memedeki kitleden hücre alınmasıdır.
Kalın iğne biyopsisi: Kitlenin içine kalın bir iğne ile girilerek ince doku parçalarının
alınmasıdır.
Mamografi ile işaretleme ve biyopsi: Ele gelmeyen fakat mamografi ile saptanan kitlelerin
mamografi görüntüsü eşliğinde işaretlenerek deneyimli bir cerrah tarafından çıkartılmasıdır.
Ultrasonografi ile işaretleme ve biyopsi: Mamografi eşliğinde yapılan işlemin
ultrasonografi eşliğinde yapılması ve kitlenin çıkartılmasıdır.
Cerrahi biyopsi: Ele gelen bir kitlede, yukarıdaki işlemlerden uygun olanların yapılmasına
rağmen teşhiste şüphenin devam ettiği veya başka bir sebeple gerektiği durumlarda, kitlenin
cerrahi yöntemlerle çıkartılmasıdır.
Memenizde bir kitlenin saptanması veya cerrahınızın biyopsi kararı vermesi, korkulacak bir
durum değildir. Memede saptanan her kitleye, kitle saptandığı anda biyopsi yapılması
gerekmeyebilir; muayene ve görüntüleme yöntemleriyle yapılan aralıklı kontrollerle takip
edilebilir. Size düşen, kendi kendine yapacağınız muayeneleri ve doktor kontrollerinizi
aksatmamak, doktorunuzun önerilerini dikkate almaktır. “Kendi Kendine Meme Muayenesi”
bir sonraki sayfadadır.
Sağlıklı günler dileriz.
KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ
20 yaşından büyük her kadın, ayda bir kez
kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır.
Bunun için en uygun zaman, adetin bittiği
gündür.
Bu muayeneyi ayna karşısında, belden
yukarınız tamamen soyunuk halde ayakta veya
bir iskemleye oturarak yapabilirsiniz. Kollarınızı
iki yanınıza rahat bir şekilde bırakın. Aynaya
bakarak önce cepheden, sonra her iki yanınıza
hafifçe dönerek memelerinizi inceleyin.
Kadınlarda iki meme tamamen aynı ve simetrik
değildir. Yalnızca her zamankinden farklı bir
büyüme ya da şekil değişikliği olup olmadığına
bakın. Meme cildinde herhangi bir çekilme olup
olmadığını kontrol edin. Aynı şeyi kollarınızı
tamamen havaya kaldırarak ve ellerinizi
belinize bastırarak tekrar edin (Şekil1-2).
Vücudunuzu hafifçe her iki yana çevirerek
memelerinizi yandan da inceleyin.
Daha sonra kürek kemiğinizin altına küçük bir
yastık ya da katlanmış bir havlu koyun. Sol
elinizi başınızın altına yerleştirin, dirseğiniz
yatağa değsin. Sağ elinizle sol memenizi
muayene edin. Sonra sağ elinizi başınızın
altına koyarak sol elinizle sağ memenizi
muayene edin (Şekil-3).
Muayeneyi ikinci, üçüncü ve dördüncü
parmaklarınızın ilk boğumuna kadar olan iç
yüzüyle yapın. Muayeneler meme başından
başlanarak, dairesel hareketlerle tüm meme
dokusu kontrol edilecek şekilde yapılmalıdır
(Şekil 4-5).
Şekil 1-2: Ayna karşısında inceleme
Şekil 3: Yatarak muayene
Şekil 4-5: Parmakların iç yüzüyle ve
dairesel hareketlerle muayene
Bu şekilde meme muayenesini düzenli olarak ayda bir kez yaptığınızda memenizi daha iyi
tanıyacağınızdan ve işleme aşina olacağınızdan değişiklikleri farketmek daha kolay olacaktır.
Meme dokusunu iki parmak arasında sıkarak muayene etmek yanlıştır, elinize kitle varmış gibi
gelmesine yol açar. Aynı muayene duşun altında ayakta ve vücut sabunluyken de yapılabilir.
Doktorunuza kontrole gittiğinizde kendi kendine muayeneyi doğru bir şekilde yapıp yapmadığınızı
sorun, gerekirse doktorunuz size doğru yöntemi gösterecektir.
Kendi kendime meme muayenesi yaparken nelere dikkat etmeliyim?
Memede kitle veya kalınlaşma
Meme başından akıntı
Ciltte çekilme ya da içe göçüklük
Meme başında çekilme
Meme başının etrafındaki ciltte pullanma, tahriş
Cilt renginde ve görünümünde değişiklikler, “portakal kabuğu” gibi hissetme
Memede şişme, kızarıklık ya da ısı artışı
HEMEN BUGÜN KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİNİ ÖĞRENİN VE
AYDA BİR KEZ YAPMAYA BAŞLAYIN.
Kendi kendinize muayene sırasında yukarıdaki değişikliklerden herhangi birini fark ederseniz,
telaşlanmadan doktorunuza başvurun. Unutmayın ki memedeki değişikliklerin çoğu iyi huyludur, ancak
buna doktorunuz karar vermelidir.
Sağlıklı günler dileriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder